28 Tem 2010

Halkla İlişkiler Tanımları

Üniversite tercihlerinde Sözel Bölüm öğrencileri için fazla seçim hakkı olmamasına karşı ve kafalarında ki acabalardan dolayı Halkla İlişkiler ile alakalı bir bilgi topluluğunu paylaşmak istedim.Dün katılmış olduğum bir seminerde sözel öğrencilerinin Halkla İlişkilerden kaçtığını fark ettim.Sorduğumda Tarih Coğrafya gibi bölümlere yönelmişler.Kafalarında o kadar soru işaretleri dolu iken kim olsa aynısını yapardı bence.Yöneltilen sorularda abi biz çekiniyoruz, korkuyoruz, sosyalleşemedik gibi kimisi bilgisayar kullanmasını bilmiyorum, karşımdaki ile iletişim kurmakta güçlük çekiyorum gibi sayısız sorulara maruz kaldım.Biz bu halde nasıl Halkla İlişkiler okuyabiliriz diye adeta kendilerine eziyet ediyorlardı.Konuşmama başlamadan önce sordum öğrencilere kaçınız İletişim Fakültelerini tercih edeceksiniz? Ellerini kaldırdıklarında saymak hiçde zor olmadı. 3-5 kişi... Sonra Halkla İlişkileri seçmek isteyen kaç kişi olduğunu bu 3-5 kişiye sordum.İçlerinden sadece 2 kişi biz seçmek istiyoruz ama puanlarımız yetecek mi diye kafaları dolup taşmış.Açikcası 50 kişi içinden bu kadar az olmasına anlam veremedim.Anladım ki Halkla İlişkilerin ne olduğunu ne yaptığını bilmemekteler.Konuşmama başladığımda gayet sakin bir o kadar da heyecanlı bir şekilde Halkla İlişkilerin işlevinden çok eğlenceli kısımlarını anlatmaya başladım.Bir baktım ki anlat anlat herşeyi anlatıvermişim.Çünkü Halkla İlişkiler baştan sona bir eğlenceden ibaret kendi açımdan.Yaklaşık iki saat karşılıklı görüştük anlattık sorularına cevap verdik öğrencilerimizin.Seminer bittiğinde öğrencilerin yarısından fazlası tercihlerini bir kenara bırakıp yanıma geldiler.Bize daha detaylı anlatırmısın diye sorduklarında gecemiz bu şekilde ilerledi ve bu arkadaşları doğru yönde seçim yapmalarına yönlendirdiğimi düşünüyorum.Tercih zamanı tekrardan öğrencileri kardeşlerimize bir ışık tutmak babından Halkla İlişkilerin daha çok ne olduğunu neler yaptığını anlatmak paylaşmak istedim...

Saygılarımla...
Bedii Durmuş (İletişim Mühendisi)

Birden fazla bilim dalı ile beslenen, bu bilimlerin verileriyle senteze ulaşan halkla ilişkiler kavramı üzerinde, uzun süre tam bir görüş birliğine varılamaması, kavramın sosyal bilimlerin alt dalları içinde yorumlanmasına neden olmaktadır.
  
Yönetime danışmanlık işlevi ve pazarlama iletişimine verdiği desteğin yanında, çok farklı alanlara uygulanabilen halkla ilişkiler, birlikte düşünüldüğü komşu dallarla ilişkili olduğu kadar aynı zamanda bağımsız bir faaliyet alanıdır.
 
Kavramın tarih içinde geçirdiği değişim, komşu dallarla olan iç içeliği ve özellikle çok farklı alanlara uygulanabilir olması, tek bir tanım üzerinde birleşilmesini güçleştiren temel nedenlerdir.
 
Kavram üzerinde geniş bir görüş birliğine varılamamış olması, Foundation for Public Relations Research and Education’u geniş çaplı bir araştırmaya yöneltmiş, bu çalışmada, halkla ilişkiler kavramının çevresel faktörler ve son yetmiş beş yılda yaşanan değişimlerden nasıl etkilendiği araştırılmıştır. 1906–1976 tarihleri arası dikkate alınarak yapılan araştırmada 65 uzman çalışmış ve 472 tanımın analizi ışığında varılan tanıma göre, halkla ilişkiler, “bir işletme ile hedef kitle arasında karşılıklı iletişimi, anlayışı, oluşturmaya ve sürdürmeye yardımcı olan ayrıcalıklı bir yönetim görevidir” sonucu çıkmıştır.
 
Bu araştırma sonucuna göre Halkla İlişkiler:
- Uzmanlık gerektirir.
- Bir yönetim görevidir ve uzmanlar tarafından yerine getirilmelidir.
- Kamuoyunun etkisinin farkında olarak çeşitli gruplar arasında iletişimi düzenler.
- Hedef kitlenin davranışları hakkında yönetimi bilgilendirir, kuruluşun gerek duyduğu araştırmaları yaparak önerilerde bulunur.
- Kuruluşun kar amacı yanında sosyal sorumluluğunun da olduğunu kanıtlayacak biçimde davranmasına yardımcı olur.
- Kamuoyu araştırmaları ve diğer araştırma yöntemleri ile çeşitli iletişim araçlarından yararlanır.
- Gerek danışman firma, gerekse kuruluş içi halkla ilişkiler birimi olsun, yönetimin bir parçası olarak faaliyet gösterir.
 
Bazı yayınlarda bulunan ve uluslararası alanda geçerliliği kabul edilen tanımlardan bazıları şunlardır:
 
* Halkla ilişkiler, kişinin ya da bir kurumun halkla ilgisini geliştirme ve anlama yolundaki çabalardır. (Encylopedia Britannica, Cilt 18 )
 
* Kişi, şirket ya da bir kurumla halk arasındaki karşılıklı anlayış ve iyi niyeti geliştirme bilim ya da sanatıdır. (Webter’s New Collegiate Dictionary)
 
* Bir sanayi kolu, sendika, şirket, meslek grubu, hükümet ya da bir başka kuruluşun; müşteri, işçi, ortak gibi özel kamu grupları ya da geniş anlamıyla halk ile sağlam ve verimli bağlar kurup bunları geliştirerek, kendisini çevresine yerleştirme ve topluma tanıtma için giriştiği çabalar. (Webter’s New International Dictionary)
 
* Halkı, haberleşme yoluyla bir kuruluşun lehinde düşünmeye, onu desteklemeye, güçlüklerle karşılaşsa da onu uzun süre yılmadan denemeye teşvik etmek, bu yolda etkilemek. (Prof. Byron Christian)
 
*  Bir kuruluşun kişiliği, siyaseti ve bu siyaseti uygulama çabası. (Yazar Herbert  Baus)
 
*  PR, güdülecek politikayı, sunulacak hizmetleri, yapılacak işleri, bireyler ve grupların yararlarına uygun şekilde planlamak için sürekli olarak geliştirilen bir oluşumdur. Yararları düşünülen bireyler ve grupların, bu oluşumu gerçekleştirecek kişi ve kurumlara gösterecekleri iyi niyet ve güven, PR çabasının başlıca amacıdır. PR bu düşünceler göz önünde tutularak hazırlanan politikaların, uygulanan hizmetlerin ve çabaların iyice anlaşılmasına, halk tarafından anlayış ve kabul görecek bir iş programının izlenmesine yardım eder. (Prof. Emerson Reck)
 
*  PR, çeşitli insan grupları arasında karşılıklı yararların korunmasını sağlayacak uyumu yerleştirme sanatıdır. Kamu veya özel şirket ya da başka bir kuruluşun, eylem alanına giren kişiler veya gruplarla, karşılıklı yararları göz önünde tutarak güçlü bir denge kurma işlevidir. (Scott M. Cutlip)
 
*  Belirtilmiş hedef kitleleri etkilemek için hazırlanmış, planlı, inandırıcı haberleşme çabasıdır. (John Marston, The Nature of Public Relations)
 
*  Bir kuruluşu, çalışanlara, müşterilere, ilgili olduğu kişilere sevdirme ve saydırma sanatıdır. (Sam Black, Practical Public Relations)
 
*  Halkla ilişkiler, yöneticiliğin, halkın davranışlarını değerlendiren kişinin ya da kuruluşun güttüğü politika ve eylemleri kamu yararı ile bağdaştıran ve halkın anlayış ve desteğini kazanacak bir iş programı düzenleyip uygulayan yanıdır. (Public Relations News)
 
*  Halkı belirli bir tutumu kabule ya da belirli bir uygulama yolunu izlemeye inandırma sanatıdır ve yöneticilikle sıkı bağlantısı vardır. (Howard Stephenson, Public Relations Practices)
 
*  Halkla ilişkiler, özel ya da tüzel kişilerin belirtilmiş kitlelerle dürüst ve sağlam bağlar kurup geliştirerek onları olumlu inanç ve eylemlere yöneltmesi, tepkileri değerlendirerek tutumuna yön vermesi, böylece karşılıklı yarar sağlayan ilişkiler sürdürme yolundaki planlı çabaları kapsayan bir yöneticilik sanatıdır. (Dr. Alaeddin Asna, Public Relations)
 
*  Kuruluş yöneticilerinin programlarını uygulayabilmek, hem kuruluş hem de halka hizmet verebilmek için eğilimleri, istekleri analiz etmek ve sonuçlarını tahmin etmeye yönelik sosyal bilim ve sanattır. (Moris R. Botman, Public Relations Carrers)
 
*  Bir kuruluş ile hedef kitlesi arasında iyi niyet ve karşılıklı anlayışa dayalı ilişkileri sürdürmeye yönelik, önceden planlanmış çabalardır. (Frank Jefkins, Public Relations)
 
*  Karşılıklı yarar sağlayan iki yönlü iletişime dayalı, dürüst ve sorumlu uygulamalarla kamuoyunu etkilemeye yönelik planlı çabalardır. (Cutlip, Center ve Brom, Effective Public Relations)
 
*  Halkla ilişkiler, kuruluş ile hedef kitlesi arasındaki iletişim yöntemidir. (James Grunig, Fraiser Seitel, The Practice of Public Relations)
 
Kişi ya da kuruluşun amaçlarını gerçekleştirmesine yardımcı olan, önem sırası kimi zaman tüketici, kimi zaman dağıtımcı ve çalışanlar gibi, kuruluşun yapısına göre değişkenlik gösteren hedef kitlelerle gerçekleştirilen stratejik iletişim yöntemidir. (F: Balta Peltekoğlu, Halkla İlişkiler Nedir?)
 
Bu tanımlardan yola çıkarak çıkardığım sonuca göre, Halkla İlişkiler,
“Kişi ya da kurumların hedef kitlesi ile iletişimini sağlayan, kendisini hedef kitleye tanıtma ve hedef kitlesini de tanıma yönünde iki yönlü iletişime dayanan, dürüst ve planlı faaliyetleri kapsayan, uzmanlık gerektiren bir yöneticilik sanatıdır” diyebiliriz.
 
Kaynaklar:  
Prof. Dr. Filiz Balta Peltekoğlu, Halkla İlişkiler Nedir?, Geliştirilmiş 2.b., İstanbul: Beta Yayınları, 2001,s.1.
Dr. Alaeddin Asna, Public Relations Temel Bilgiler, 2.b. İstanbul: Der Yayınları, 1998, s.11.

13 May 2010

Halkla İlişkiler Nedir? Ne Değildir?

Halkla İlişkiler mesleğine adım atmayı planlayan lise öğrencisi genç kardeşlerimiz için ve bu mesleğe adım atmış Halkla İlişkilere gönül verenlere... Benim penceremden bir Halkla İlişkiler klasiği...


Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü 3.sınıf öğrencisi olarak bu alanda eğitimimi devam ettirdiğim için çok mutluyum fakat okuduğum alanı söyleyince anlamsız bakışlar görmekten nefret ediyorum hele bir de işletme sahipleri bile bizi işe yaramaz insan kalabalığı ile bir tutarken kahrolmamak elde değil.Günümüz Türkiyesin de hala Halkla İlişkiler deyince boş işe yaramaz bir olguymuş gibi lanse edilmesi beni ve bu alana kendini adayacak kişilere bir hakarettir bence. Bu kanıyı değiştirmek ve bu bölümün önemini anlatmak için katetmemiz gereken çok yol var diye düşünüyorum. Eminim ki her insanın kendine pay çıkartacağı birçok nokta vardır.İnşallah bizden sonra gelecek kardeşlerimize ve iletişim deryasına atılan her iletişimciye faydalı olması dileklerimle...


Halkla İlişkler Nedir? Ne değildir?


Halkla İlişkiler, bir kurum, kuruluş ya da kişilerin itibar yönetimidir.Halkla ilişkiler bir iletişim sürecidir ve bütünsellik taşır.Halkla İlişkiler, dün, bugün ve gelecek üzerine kurulu bir yapı taşıdır. Bu sebeple bugünü kurtarmaya yönelik değildir, bir süreklilik gerektirir.
Halkla İlişkiler çalışmalarında yüz yüze iletişim olmakla birlikte, sadece yüz yüze ilişkilerin olduğu çalışmalar halkla ilişkiler değildir. Arasındaki farkı iyi anlamamız gerekir.
Halkla İlişkiler sadece Danışma demek değildir.Eğer halkla ilişkileri yapılan kurum yada kuruluşların için danışma hizmetlerine gereksinimleri varsa, bu birim de halkla ilişkilerin konuları arasında yer alır ve halkla ilişkiler birimine bağlıdır.Danışma tamamen ayrı bir departman olup dediğimiz gibi halkla ilişkiler birimine bağlı ayrı bir kurumdur.
Halkla İlişkiler de reklam yoktur.Reklam ürün hakkında bilgi vermeyi ve kısa zamanda satışı yapmayı hedefler.
Halkla İlişkiler uzun vadede imaj oluşturmalı ve kurum kimliğini pekiştirmelidir. Ancak dolaylı olarak satışı da etkiler.
Halkla İlişkiler sadece müşteri ile ilişkiler değildir.  Ancak müşteri ile ilişkiler halkla ilişkilerin konuları arasındadır.
Halkla İlişkiler bar, lokanta,eğlence mekanlar gibi yerlerdeki yer göstericilik ya da müşteri çekme oluşumu taşımaz.
Halkla İlişkiler sadece organizasyon yapmak değildir.Ancak adına çalışılan kurum için yapılan halkla ilişkiler çalışmalarının içerisinde organizasyonlarda yer alır. Ayrıca bu organizasyonların hangi zamanda, hangi konuda, nasıl olması gerektiğine de halkla ilişkiler çalışanları karar verir.
Halkla İlişkiler boş vakitleri değerlendirmek değildir.Bilakis boş vakitlerde kendi bilgi birikimimize birikim katabileceğim bir uğraş olmalıdır.
Halkla İlişkiler eğlencelerde, kadeh ile insanların içerisinde dolaşmak değildir.
Sadece süslenip mini etek giyip yapılabilecek bir meslek de değildir Halkla ilişkiler.
Halkla İlişkiler sadece basında haber çıkartma amacı içerisinde değildir. Ancak adına çalışılan kurum yada kuruluşun basınla güzel ilişkiler kurmasını sağlamak ve basında istenilen içerikte ve zamanda haberler çıkmasını sağlamaya yönelik çalışmalar yapmak da Halkla İlişkiler biriminin görevleri  arasındadır.



Halkla İlişkileri o kadar geniş vadede ve bir o kadar geniş sahada anlatabiliriz ki günümüzde bilinen yaklaşık 472 adet tanım ile karşı karşıya kalmaktayız. Neden acaba bu kadar çok tanımı var hiç düşündünüz mü? Yoksa Halkla İlişkiler bir meslek değilde bir Sanat mı? Sanatçılar bu işe ne der bilemeyiz ama Halkla İlişkiler bir bilim de olabilir bir merakta olabilir. İşte iletişim öyle bir yelpazede bizlere esiyor ki bunu çözebilecek bir kanı daha oluşturulmadı.Kesin bir görüş birliğine varılmış olsaydı zaten Halkla İlişkilerin ne 472 adet tanımı olurdu ne de bilim mi sanat mı meslek mi ne olup bittiğini bilebilirdik.


Saygılarımla...
Bedii Durmuş (İletişim Mühendisi)                                                                                               


Ulusal İletişim Kongresi GÜLMENİN ARKEOLOJİSİ ve MEDYADA MİZAH OLGUSU



GÜLMENİN ARKEOLOJİSİ VE MEDYADA MİZAH OLGUSU
13–15 Mayıs (Perşembe Cuma Cumartesi) 2010

Mizah, tahammül edilemeyene karşı hoşgörü ve sağduyunun zaferi, zekânın kahkahayla dansıdır. Mizah, aynı zamanda düşüncenin en özgürleşmiş ve özgürleştirici biçimidir de. Dilin şaşırtmacalı kullanımlarını olduğu kadar, evrensel bir hoşgörü kültürünün tohumlarını da içinde barındırır. Gülmenin arkeolojisi, çağlar boyunca sadece farklı inanışları ve kültürleri komik olanın yarattığı sarsıcı etkiyle birleştirmekle kalmamış, aynı zamanda toplumsal değişimin de temel güdülerinden birisi olmuştur.
Yerleşik kanıların bir tür yapısökümü, öteki’yle empati ve özdeşlik kurmayı mümkün kılan iletişimsel yetinin toplumsal sağduyuyla yoğrulmuş formu olarak mizah, insanoğlunun toplumsallaşma ve demokratikleşme serüveninin de ortak söylemidir.

Son karikatür krizi örneğinde de büyük ölçüde tanık olduğumuz gibi, bugün çağımızı tehdit eden en ölümcül hastalıkların başında, kültürler arasında gözlenen empati eksikliği ve hoşgörü yoksunluğu gelmektedir. Kültürlerarası etkileşime damgasını vuran bu gerilimli ilişkiyi, küresel düzeyde yaşanan ve farklı kültürel inanışlar arasında barış ve karşılıklı anlayışı kökleştirmek yerine, nefret tohumları ekmeye hizmet eden iletişim kazaları şeklinde okumak gerekmektedir. Bu ve benzeri krizlere yataklık eden siyasal olaylar ve gelişmeler ivedi olarak evrensel bir uzlaşı kültürünün yaratılmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu bağlamda, toplumsal ilişkilerin mimarisi, mizah gibi evrensel bir dilin harcıyla yoğrulmuş daha barışçıl düşünce ufuklarının inşasına katkıda bulunabilir.

Bir başka yönüyle de, mizah, madunların ve marjinden konuşanların cesur dilini egemenin karşısında caydırıcı bir ayine dönüştürür. Bildik olmayana karşı direnme, söylenemez olanı yüksek sesle dillendirme, önyargıya dayalı kalıplaşmış fikirleri yeniden sorgulama olanağı verir. Bu yüzdendir ki, sadece kültürel ve siyasal madunlar değil, ünlü nüktedanlar ve mizah ustaları da içinden çıktıkları toplumun vicdanını temsil ederler. Onların yaşamımızdaki varlığı, birbiriyle çatışan inançlar ve fikirler arasında kurulacak köprünün en sağlam ayaklarını oluşturur.

Ülkemizde mizah olgusu ve mizah basınının dünü, bugünü ve yarınına yönelik araştırma ve tartışmaların, mizah basınının birtakım ciddi sorunlarına olduğu kadar, Türkiye’nin yakın toplumsal, kültürel ve siyasal tarihine ışık tutucu bir çabayı simgelediği gerçeği de unutulmamalıdır. Bu ön kabulden hareketle, bir toplumun mizah anlayışının, o toplumun yaşayış ve duyuş biçimini oluşturan değerlerin bilişsel haritasının çıkarılmasına yapacağı katkılar büyüktür. Kısaca, hangi dilde ve kültürde olursa olsun, tüm insanlığın ortak deneyim deposu olarak görülebilecek olan mizah, bir çağa egemen olan ruhun kavranmasında başvurulması gereken zengin bir tutanaklar arşividir. Bu arşiv, aynı zamanda insanlığın ortak belleğinin de bir özetidir.

13–14–15 Mayıs 2010 tarihleri arasında düzenleyeceğimiz Ulusal İletişim Kongresi’nin konusu “Gülmenin Arkeolojisi ve Medyada Mizah Olgusu” şeklinde belirlenmiştir. Kongremiz başta iletişim bilimleri temel alanı olmak üzere, multidisipliner bir yaklaşımla sosyal bilimlerin değişik alanlarında çalışmalar yürüten iletişim, kültür, sanat, edebiyat camiasından tüm araştırmacılara açıktır. Kongremizi onurlandırmanızı diler, tüm katılımcılara yapacakları katkılardan dolayı şimdiden teşekkür ederim.


Prof. Dr. Önder BARLI
Dekan